BABA SALİ-RABBİ YİSRAEL ABUHATZERA'YLA (ALAVHAŞALOM) ALAKALI GERÇEK HİKAYELER

Baba Sali, Rabbi Yisrael Abuhatzera’nın (Alavhaşalom) Hikâyeleri

(Aşağıda çevirisi yapılan yazı, "dafyomireview.com" adlı internet sitesinden alınmıştır.) 

https://dafyomireview.com/hidden_tzadikim.php?d=16

Rav Avraham Mugrabi'nin “Maase Nissim” kitabının ikinci cildinden alıntılar (izinle). 

Baba Sali (“duacı babamız”), son zamanların en büyük kabalistlerinden biriydi. Olağanüstü sezgisel ve doğaüstü güçlere sahipti. Onun hakkında şöyle denilirdi: “Doğanın anahtarları onun elindeydi.” Aşağıda, onun dualarıyla gerçekleşen binlerce mucizeden yalnızca birkaçı olan bazı görgü tanığı anlatımları yer almaktadır.

1.Şimdi Eve Git

Bu hikâye, bugün Yeruşalayim (Kudüs) yakınlarındaki Maaleh Adumim’de yaşayan Yitzchak Tzarfati adında bir Yahudi tarafından anlatılmıştır. Hikâye, Be'er Sheva’da yaşadığı ve İsrail ordusunda, Zırhlı Birlikler'de önemli bir görevde bulunduğu dönemde geçiyor. O zamanlar Baba Sali’yi sık sık ziyaret ederdi.
Bir gün gündüz vakti Baba Sali’yi ziyarete gittiğinde, Rabbi onu o akşamki bir yemeğe davet etti. O gece büyük bir Tzadik’in (evliya) vefat yıl dönümüydü (yahrtzeit) ve Rabbi, Yitzchak’ın eşini de birlikte getirmesini istedi.
O gece büyük bir sevinçle Baba Sali’nin evine gittiler. Çocukları evde uyurken, aileden birinin bakıcılık yapması için bırakmışlardı.
Baba Sali’nin evine ulaştıklarında, Rabbi odasındaydı. Biraz beklediler. Sonra Baba Sali, Yitzchak Tzarfati ve eşine hemen, hiç nedenini sormadan, bir an bile gecikmeden evlerine dönmeleri gerektiğini söyletti.

Yitzchak, Baba Sali’yi iyi tanıyordu ve hemen bu emre itaat etti. Eve vardıklarında büyük bir şok yaşadılar: Gaz tamamen açıktı ve etrafa yayılıyordu, ancak tüm pencereler kapalıydı. Bu çok tehlikeli bir durumdu. Hemen pencereleri açtılar, çocukları ve bakıcıyı uyandırdılar, herkesin iyi olup olmadığını kontrol ettiler.

Meğer bakıcı gazı kapatmayı tam olarak bilmiyormuş ve farkında olmadan herkesi tehlikeye atmış.
Daha sonra Baba Sali’nin evine geri döndüler. Baba Sali onları hemen karşıladı ve her şeyin yolunda olup olmadığını sordu. “Benim yüzümden bir felaket olmasını istemedim” dedi.

2.Bir Tzadik’ten Şüphelenmek

Bu hikâyeyi R. Nissim Amsalem’den duydum. O da bunu, zamanımızın önemli bir Tora (Tevrat) âliminden duymuş.

Bu Tora âlimi, yine önemli bir haham olan arkadaşıyla birlikte Baba Sali’yi ziyarete gitmiş ve ondan bir beraha (kutsama) almak istemişler. Baba Sali onları yemeğe davet etmiş. Yemek sonunda bir meyve tepsisi getirmiş ve oradaki herkese meyvelerden alıp üzerlerine bereket duası okumalarını söylemiş.

Tora âliminin arkadaşı, ona meyvelerden almasını ama yememesini, çünkü meyvelerin öşürünün (maaser) verilmediğinden şüphelendiğini söylemiş. Bu, Baba Sali’den şüphe duymasından değil, evdeki yardımcıların bu işi belki ihmal etmiş olmasından kaynaklanıyormuş.
Bunun üzerine adam iki meyve alıp ceketinin cebine koymuş. Arkadaşı ona dikkatli olmasını, çünkü Baba Sali’nin ruach hakodesh (kutsal sezgi/clairvoyance) sahibi olduğunu, her şeyi bildiğini söylemiş. Ama adam onu dinlememiş.

Yemekten sonra bereket duasını edip evden çıkmışlar. Dışarı çıktıklarında, adam ceketin bir cebinde yanma hissi duymuş. Elini cebine atınca, meyvelerin ateş kömürü gibi yandığını fark etmiş ve ceketin yanmasından korkmuş.
Arkadaşı ona şöyle demiş: “Seni uyarmıştım. Git ve tzadik’ten (erdemli kişiden) af dile.”
Hemen Rabbi’nin yanına koşmuş. Daha ağzını açmadan Baba Sali ona şöyle demiş: “Mizbeah’tan (kurban sunaklarından) yukarısı araştırılmaz’ (Kiduşin 4:5) diye bilmiyor musun? Neden meyvelerden yemekten şüphelendin? Yine de seni affediyorum ve meyveler tekrar eski hâllerine dönecekler. Ama bir dahaki sefere dikkatli ol. Bil ki, benim yanımda her şey tamamen koşerdir (helaldir-dini kaidelere uygundur).”

3.Şabat’tan Sonra

Bu hikâyeyi bir görgü tanığından duydum. Bir seferinde, bir polis memuru, ödemeyi unuttuğu bir borcu tahsil etmek için Şabat günü ortasında alacaklı olduğu ailenin evine geldi. Polis parayı talep etti. Aile, borcu ödemesi gereken kişinin büyük bir haham olduğunu ve hiçbir şekilde Şabat günü para ödemeyeceğini söyledi. Ancak polis bunu umursamadı. Parayı almadan evden ayrılmayı reddetti.

Çaresiz kalan aile, Baba Sali’ye durumu anlattı. Baba Sali odasından çıktı ve polise başka bir zaman gelmesini rica etti. Fakat polis yine reddetti. Rabbi bu durumu görünce onu üç kez uyardı: Eğer sözünü dinlemezse, pişman olacağını söyledi. Ama polis inatla direndi.

Üçüncü kez de dinlemeyince, polis bir taş heykel gibi olduğu yerde donakaldı ve Şabat bitene kadar öylece kaldı. Şabat çıkışında Baba Sali Havdala duasını yaptıktan sonra ona parayı verdi.

4.Maşiah’ı (Mesih'i) Selamlamak

Aşkelon’un baş hahamı olarak görev yapan ve Baba Sali’ye çok yakın olan Rabbi Reuven Bendavid’in gelini, hamileliği sırasında kızamık hastalığına yakalandı. Bilindiği üzere bu, fetüs için çok tehlikelidir. Bunun üzerine, Baba Sali’nin kızı Rebbetzin Sarah’dan, Netivot’a gidip Tzadik’ten (Baba Sali) dua ve tavsiye istemek için kendisiyle birlikte gelmesini rica etti.

Oraya vardıklarında, Rav’ı yüzünü cübbesiyle örtmüş şekilde otururken buldular. Kızı ona neden geldiklerini anlattığında, Rav kızına gelinin hiç endişelenmemesini, Allah’ın yardımıyla kısa sürede iyileşeceğini ve bebeğin sağlıklı ve eksiksiz doğacağını söylemesini istedi.

Sözünü bitirince, damadın nerede olduğunu sordu ve neden onun gelmediğini öğrenmek istedi. Kız, damadın akşam işten döndüğünü söyledi. Bunun üzerine Rav ona şöyle dedi: “Eve geldiği anda hemen buraya gelsin. Çünkü bugün çok yüce bir gün. Bu gece Maşiah (Mesih) buraya geliyor ve buradaki herkes onunla birlikte olacak.”

Hemen ardından Baba Sali, hanımına Maşiah’ın bu gece evlerinde ortaya çıkmasının şerefine özel ve büyük bir yemek hazırlamasını söyledi. Herkes Rabbi’nin dediği gibi yaptı ve adeta bir kraliyet sofrası hazırlandı. Akşam olunca, Baba Sali’nin damadı R.Yaakov Turgeman geldi ve yaklaşık bir saat beklediler. Sonra Baba Sali yüzünü örten örtüyü kaldırdı ve damadını görünce ona ilk söylediği şey şu oldu: “Gerçekten Maşiah buraya geldi, fakat yoluna devam etti. Çünkü bu nesil henüz O’nun gelişine layık değil.”

Yine de Maşiah’ın şerefine büyük bir yemek verdiler ve Baba Sali, ağzına kadar dolu bir su bardağını ellerinde tutarak harikulade hareketler yaptı. Herkes birlikte sevinç içinde, Rabbi’nin kutsiyetinde o anı yaşadı.
Bu hikâyeyi yukarıda adı geçen R.Yaakov Turgeman’ın oğlu ve benim damadım olan Rabbi Moshe’den duydum. Baba Sali’ye birkaç kez gittiğimde bana bazen şöyle dediğini hatırlıyorum: “Keşke birkaç dakika önce gelseydin, Maşiah’ı görmeye layık olacaktın.” Bazen de: “Baal Shem Tov’un öğrencilerini…”

5.Sadece Helal Para

Bilindiği üzere, Tzadik Baba Sali bazen Fransa'ya, özellikle Paris'e seyahat ederdi. Orada Yahudiliği güçlendirir, ona gelen herkes maneviyatta daha güçlü bir şekilde geri dönerdi. Baba Sali’den bereket almak için gelenlerin çoğu pidyon (bağış) içeren zarflar getirirdi.

Bu gelenlerden biri, Tzadik’i iyi tanıyan bir Yahudi idi. Bereket almak için geldi ve bir zarf bıraktı. Rav bu zarfın diğer zarflarla karışmamasına özellikle dikkat etti ve onu kenara koydu. Bir süre sonra, Rav onu utandırmamak için zarfı yüzüne vermek yerine hizmetkârını göndererek zarfı sahibine geri göndermesini söyledi.

Bu olay üç kez tekrarlandı. Üçüncü seferde zarf tekrar iade edildiğinde, adam çok üzgün bir şekilde Rabenu’ya geldi ve neden diğer insanlar gibi onun da pidyon'unun kabul edilmediğini sordu. Ayrıca Rabenu’nun evine gelmesini çok istediğini söyledi.
Rabenu ona şöyle cevap verdi: Şabat'ı çiğnediği için parasını kabul edemediğini, çünkü Şabat günü kazanç sağlayan birinden para kabul etmediğini söyledi. Ancak Şabat’a riayet ederse, o zaman hem parasını kabul edeceğini hem de evine geleceğini vaat etti.
Bu Yahudi için bu çok zordu. Rav’a, kazancının büyük kısmının Şabat günü olduğunu ve dükkanını kapatırsa geçinemeyeceğini söyledi. Ancak Rav ona, eğer dükkanını Şabat günü kapatırsa, daha bol ve hayırlı bir rızka kavuşacağını vaat etti.

Adam Rav’ın sözlerini kabul etti. Ardından, şimdiye kadar işlediği Şabat ihlallerine nasıl tövbe edebileceğini sordu. Tzadik’in cevabı çok sertti: Şabat’ı çiğneyerek alınan parayla satın alınan evindeki tüm eşyaları — bir ayakkabı bağı bile bırakmadan — dışarı atmalıydı. Hatta bu eşyaları kimseye hediye bile etmemeliydi ki bir teşekkür bile almasın.
Adam sonra, yeni eşyaları nasıl alabileceğini sordu. Rabenu onu teselli etti: “Korkma, dediğimi yap, her şey sana geri dönecek.”
Adam Rabenu’nun söylediği her şeyi yaptı. Evindeki tüm eşyaları sokağa attı, ev bomboş kaldı. Sonra Rabenu’ya döndü ve ne dediyse yerine getirdiğini, daha ne yapması gerekiyorsa yapmaya hazır olduğunu söyledi.

Rav onu kutsadı, cebinden 4 frank çıkardı ve ona bu parayla bir piyango bileti almasını söyledi. Adam bileti aldı ve o gün 200 bin franklık büyük ikramiyeyi kazandı. Bu parayla evine yeni mobilyalar aldı. Sonra tekrar Rabenu’ya geldi ve olanları anlattı. Ama yine de evde kaybettiklerini tamamen karşılamadığını söyledi.

Rav cebinden bir 4 frank daha çıkardı ve yine piyango bileti almasını söyledi. Adam bu bileti de aldı ve ikinci kez piyangoyu kazandı. Bu sefer evini tamamen yeniden döşedi.
Bu Yahudi artık gerçekten Tanrı'dan korkan, Şabat'a riayet eden biri oldu. Rabeinu ona birkaç kez ziyarete gitti, adam Rav’a sevgiyle hizmet etti. Çok zengin oldu ve ihtiyaç sahiplerine cömertçe sadaka verdi.
Ne mutlu ona ve payına!

6.Kurbağalar Gitti

Bu olay, Baba Sali’nin özellikle sevinçli olduğu ve orada bulunan herkese “LeChaim” diyerek bereket dağıttığı özel gecelerden birinde gerçekleşti. Herkes o gece şarkılarla ve coşkuyla tzadik’in (aziz kişinin) şerefine kutlama yapıyordu.

Gecenin ilerleyen saatlerinde, sanki derin bir düşünceden uyanmış gibi aniden Baba Sali, kendisine çok yakın olan Rabi Amram A.’ya döndü ve hemen mikveye (ritüel temizlik banyosu) gitmek istediğini söyledi.
Rabi Amram, Rav’a bunun için gecenin çok geç olduğunu, mikvenin çok karanlık olduğunu ve içinde kurbağalar bulunduğunu anlatmaya çalıştı. Fakat Rav ona, sadece Tanrı’dan korkması gerektiğini, başka hiçbir şeyden korkmaması gerektiğini söyledi ve hemen kendisiyle birlikte gelmesini istedi.
Rabi Amram, Rabeinu’nun emrine uyarak onunla birlikte mikveye gitti. Mikveye vardıklarında gerçekten girmek çok zordu. Ortalık karanlıktı ve sadece bir mum suyu az da olsa aydınlatıyordu. Kurbağalar suyun yüzeyinde görünüyordu ve Rabi Amram bu manzaradan dolayı çok rahatsız oldu, suya girmekten korktu.

Ama Baba Sali soyundu ve suya inmeye başladı. Rabi Amram bugün bile büyük bir heyecanla şu sözleri aktarıyor:
“Tzadik’in ayakları suya dokunduğu anda, tüm kurbağalar sudan çıkıp mikvenin duvarlarına tırmandılar ve sudan uzaklaştılar.”
Böylece Tzadik temiz bir mikveye girmiş oldu. Ardından Rabi Amram da suya indi.
Ama bir başka mucize daha yaşandı — ne yazık ki Rabi Amram için bu biraz hayal kırıklığı oldu:

Tzadik mikveden çıkar çıkmaz, tüm kurbağalar tekrar suya geri döndü ve suda dilediklerince yüzmeye başladılar.
Bu olay, Baba Sali’nin doğayla olan derin ve mucizevi bağını gösteren örneklerden sadece biridir.

7.Yağmur Duası

Baba Sali, Fas’ın Boudenib kasabasında yaşarken, Fransız askerlerinin karşısındaki nehirde mikveye girmede yaşanan sıkıntıları görünce, evinin avlusuna yağmur suyuyla dolacak bir mikve yaptırmaya karar verdi. Oradaki bazı hahamlar, yağmurun neredeyse hiç yağmadığı bu çöl bölgesinde böyle bir şeyin imkânsız olduğunu söyleyerek onu bu kararından vazgeçirmeye çalıştılar, ama başarılı olamadılar.

İnşaat işçileri iki ay boyunca çalıştı. Sokağın kenarından mikveye kadar bir kanal kazdılar ve kanalın sonunda, yağmur suyunun geçmesi için metal bir oluk yerleştirdiler. Bu çalışma Tammuz (Haziran) ayında tamamlandı.
Boudenib, Batı Sahra çölüne yakın bir yerdeydi ve bırakın yazı, kışın bile yağmur çok nadir yağardı. Ama Baba Sali, Tanrı’dan gelecek rahmete olan büyük güveniyle evinin girişine çıktı, gökyüzüne baktı ve şöyle dedi:
“Dünyanın Efendisi! Üzerimize düşeni yaptık. Şimdi Sen, İsrael halkının kutsallığı ve saflığı için üzerini düşeni yap ve bu mikveyi dolduracak şekilde bize yağmur gönder.”
Sonra odasına çekilip ders çalışmaya devam etti ve bir görevli göndererek her şeyin hazır olup olmadığını kontrol ettirdi. Görevli geldiğinde her şeyin hazır olduğunu söyledi. Baba Sali de etrafındakilere şöyle dedi:
“Şimdi, Tanrı’dan gelen yardımla yağmur yağacak.”

Bu sözleri daha tamamlamadan, gökyüzünü bulutlar kapladı ve yağmur yağmaya başladı. Yağmur, mikve tamamen doluncaya kadar yağdı.

Herkes dışarı çıkıp bu nadir manzarayı izledi. Bu çöl kasabasında böyle bir mucizeyi görmek, Boudenib halkını büyük bir sevince boğdu.

Fakat Baba Sali, yağmur suyunun aktığı metal oluğu görünce yüzü asıldı.
“Ne oldu Rabenu?” diye sordular endişeyle.
“Mikve geçersiz (pasul). Nodah B'Yehudah’ın görüşüne göre metal bir oluk mikveyi geçersiz kılar.”
“Ama bu sadece azınlık görüşü! Çoğunluk görüşüne göre mikve geçerli, hele ki bu şartlarda bu kadar büyük bir mucizeyle doldu...” diye cevap verdiler.
Ancak Baba Sali onları dinlemedi. Onun gözünde en küçük bir kuşku dahi, kutsallık konusunda taviz verilemezdi. Ne mucizenin nadir oluşu, ne de bir başka hahamın öte dünyadan sorumluluğu üzerine alması, onun kararını değiştirmedi. Mikvenin boşaltılmasını ve metal oluğun tahta bir olukla değiştirilmesini emretti.

İş tamamlandığında, Baba Sali yeniden evinin girişine çıktı ve şöyle dedi:
“Üstadımız Nodah B’Yehudah! Senin öğrettiğin gibi mikveyi boşalttık. Şimdi sen de Cennet’ten dua et ki bu mikve yeniden dolsun. Bu temizlik ve saflık senin adına ve halkımızın kutsallığına hizmet etsin.”
Daha evine girmeden kuzeyden bir rüzgar esti, gökyüzü tekrar bulutlarla kaplandı ve yağmur tekrar başladı. Mikve dolunca yağmur durdu — tıpkı ilk seferdeki gibi.
Bu ikinci mucize, birincisinden bile büyüktü. 

Oradaki tüm hahamlar, özellikle Baba Sali’nin kuzeni R. Yichya Adahan, hayretler içinde kaldı.

Bu olay üzerine özel bir şükran duası düzenlendi, mikve coşkulu bir törenle açıldı ve ardından bir şükran yemeği verildi.
Bu mucize, Baba Sali’yi Fas’ın her yerinde tanınır hâle getirdi. Artık insanlar mucizevi dualarının kabulü için onun evine akın etmeye başladı.

8.Bir Can Kurtarmak İçin

Bir gün, Baba Sali birçok kişiyle birlikte yemek yerken, daha önce de birkaç kez yaptığı gibi, bir Yahudi aniden büyük bir kamyonetle geldi. Kamyonet meyve ve sebze doluydu ve hepsini Rabenu’ya getirmişti.

Bu kişi kutuları eve taşımaya başladığında, Baba Sali birdenbire ona yabancılaştı. Onu görünce sert bir ifadeyle şöyle dedi:
“Sen kimsin ki bana meyve ve sebze getiriyorsun? Senin iyiliğine mi muhtacım? Lütfen her şeyi al ve evine dön.”
Adam afalladı. Bu sert sözlerle onurunun kırıldığını hissetti. Sessizce tüm ürünleri tekrar kamyonete yükledi ve büyük bir üzüntüyle evine doğru yola çıktı.

Eve dönerken, yolda Araplar tarafından saldırıya uğradı. Kamyonetin üzerine bir bomba düştü — doğrudan araca isabet etti. Fakat mucize eseri, bomba kamyonetteki meyve kutularından birinin içine düştü ve orada patladı. Bu sayede adamın hayatı kurtuldu.

Birkaç gün sonra, adam Baba Sali'nin yanına geri döndü. Gözyaşlarıyla ona teşekkür etti:
“Rabenu, bana o gün söylediğiniz ağır sözler hayatımı kurtardı. O aşağılanma olmasaydı, şimdi hayatta olmazdım.”

Orada bulunan bazı kişiler Rav’a sordular:
“Rabenu, bir Yahudi’yi bu şekilde halk önünde utandırmak doğru muydu? Hahamlarımız, ‘bir kişiyi halk önünde utandıran, ahiretteki payını kaybeder’ diyor.”

Baba Sali şu cevabı verdi:
“Bu adam evime ölüm meleğiyle birlikte girdi. O anda ona verilen aşağılanma sayesinde üzerindeki ölüm hükmü iptal edildi ve böylece hayatta kaldı. Ve benim ahiretteki payıma gelince — eğer bir Yahudi’nin hayatını kurtaracaksam, cennetteki tüm payımdan vazgeçmeye değer.”

Bu olay, Baba Sali’nin ne denli özverili ve ruhani derinlikte biri olduğunu bir kez daha gösterdi. Onun için bir canı kurtarmak, her şeyden daha kıymetliydi.

9.Maşiah Buradaydı

Bir defasında Tisha B'Av (9 Av orucu) gününde, Baba Sali'nin değerli talebesi Rabbi Massoud Malul yanındaydı. Aniden Rav ona döndü ve şöyle dedi:
“Şimdi şu piyutu söyle: 'Maşiah yakında gelecek.'”

Talebesi hayretle cevap verdi:
“Rabenu, bu oruç gününde nasıl böyle bir şarkı söyleyebiliriz?”

Baba Sali ise sadece şu cevabı verdi:
“Söyle ve soru sorma.”

Bunun üzerine hep birlikte piyutu söylediler. Oruçtan sonra Rabbi Massoud, Rav'a neden oruç günü böyle bir şey yapmalarını istediğini sordu.

Baba Sali ona şöyle açıkladı:
“Çok basit. Biz burada otururken, Maşiah da bizimle birlikte oturuyordu. O şarkıyla artık onun kendini ortaya çıkarmasını istedik. Ama ne yazık ki, günahlarımız yüzünden O’nun gelişine layık olamadık.”

Sonra da talebesine şunu bildirdi:
“Üç gün boyunca hiç aralıksız oruç tutacağım. Belki böylece Kurtuluş'u-Maşiah günlerinin gelişini (Geula) hızlandırmaya layık oluruz.”
Bu olay, Baba Sali’nin ruhani derinliğini ve Maşiah’a olan özlem ve yakınlığını güçlü bir şekilde ortaya koyar. Onun için her an, Kurtuluş’un gerçekleşebileceği kutsal bir fırsattı.

10.Yahudi Askerler İçin Dua

1982'deki Lübnan Savaşı (Galilee Savaşı) sırasında, Baba Sali'nin ruhu büyük bir keder içindeydi. Sürekli olarak askerlerin durumunu düşünür, onlar için dua ederdi ki Tanrı onları korusun, sağ salim evlerine dönsünler.
Bir gün, savaş esnasında onu ziyaret ettim. Onu, parmaklarıyla çeşitli yönlere işaretler yaparken gördüm. Aniden elini açtı ve beş parmağını birden ileri doğru uzattı – sanki birine "dur" işareti yapar gibiydi.
Kendisine sordum:

"Bu neyin işareti?"
Baba Sali bana şöyle cevap verdi:
"Askerleri koruyorum, bombalara ve kurşunlara hedef olmasınlar diye."
Devam etti:
"Bak, bak nasıl Tanrı onları kurtarıyor!"
Ama ben bu mucizeyi görmeye layık olamadım.

Savaştan sonra bir askerle tanıştım. O ve bir başka asker, zırhlı bir aracın içindeyken bir bomba araca isabet etmiş. İkisi de son anda atlamayı başarmışlar ama her taraftan ateş altında kalmışlar.

O an askerlerden biri diğerine şöyle demiş:
"Gel Baba Sali'nin bestelediği 'Yodu Lecha Rayonai' ilahisini söyleyelim. Belki bu vesileyle kurtuluruz."

Ve gerçekten de, o ilahiyi söyledikten sonra kurtulmuşlar.
Savaştan sonra o asker Baba Sali’yi ilk kez ziyarete geldi. Daha içeri adımını atar atmaz, Baba Sali ona dedi ki:
"Benim bestelediğim şarkının ve senin onu söylemen sayesinde, sen ve arkadaşın kurtuldunuz!"
Bu asker, Baba Sali’yi tanımıyordu. Bu onun Rav ile ilk karşılaşmasıydı. Kendisine neden bu şarkıyı söylediği sorulduğunda, şu cevabı verdi:

"Ailem her zorlukta Baba Sali ve diğer aile büyüklerinin adını anar ve kurtulurdu. Ben de aynısını yaptım."
Bu olay, Baba Sali’nin hem ruhani etkisinin hem de dualarının gücünün ne kadar derin olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

11.Sakın Girme!

14 Şevat’ta, Baba Sali’nin amcası, Rabbi Yitzchak Abuchatzeira’nın vefat yıldönümünde (Yahrtzeit), Baba Sali özel bir anma gerçekleştirdi. Rabbi Yitzchak, Baba Sali’nin hem amcası, hem hocası, hem de sünnetinde sandak olmuştu. Baba Sali onunla tam altı yıl boyunca evinin tavan arasında birlikte Tora çalışmış ve şu ayeti yerine getirmişti:
“Altı yıl çalışacak ve yedinci yılında özgür kalacak (Yetzer Hara’dan - kötü eğilimden).”
Bu olay, 1970 yılında yaşanmıştı.
O gece Baba Sali, yanında bazı kişilerle birlikte Rabbi Yitzchak Abuchatzeira’nın eseri “Toldot Yitzchak” kitabından Tora öğreniyordu. Saatler süren dersin ve Kadish duasının ardından, micva yemeği başladı. Tam o sırada, kapı açıldı ve içeriye uzun sakallı, onurlu bir görünüme sahip bir Yahudi geldi.
Baba Sali aniden çok sert bir ifadeyle ona çşöyle dedi:

“Bu kapıdan içeri adımını bile atma! Derhal terk et burayı!”
Oradaki herkes şaşkına döndü. Bu kadar "saygıdeğer" bir görünüme sahip bir adam neden böyle dışlanmıştı? Ama kimse cesaret edip Baba Sali’ye bu davranışın sebebini soramadı.

Yemek sırasında, herkes Rabbi Yitzchak Abuchatzeira’nın anısına şevkle şarkılar söylerken, Baba Sali damadını yanına çağırdı ve ona şu hikâyeyi anlatmaya başladı:
Rabbi Yitzchak’ın Casablanca’daki Yolculuğu
Amcam Rabbi Yitzchak, bir defasında, Fas’taki Abir Yaakov Yeşivası’nın yararına çıktığı seyahatlerden birinde Casablanca’ya uğradı. Şehirdeki Yahudiler onu sevinçle karşıladı ve şehrin ileri gelenleriyle birlikte büyük bir yemeğe davet ettiler.

Davetliler arasında cemaatin başkanı da vardı. Bu adam, çok kibirli, şiddet yanlısı ve intikamcı biriydi. Onuruna küçük bir zarar gelirse bile, karşısındakini Arap hükümetine ihbar eder, cezalandırtırdı. Herkes ondan korkardı.

Yemek saati geldiğinde herkes yerini aldı ama cemaat başkanı ortalıkta yoktu. Halk arasında “Onu bekleyelim” sözleri dolaşırken, Rabbi Yitzchak ellerini yıkayıp yemeğe başlamaya karar verdi.

Gece yarısına doğru cemaat başkanı çıkageldi. Rabbi Yitzchak onu kapıda görür görmez yüksek sesle bağırmaya başladı:
“Rasha! Tameh! To’eva! (Kötü, necis, iğrenç)! Buradan defol!”

Adam utanç içinde kapıyı kapatıp ayrıldı. Orada bulunanlar içten içe sevindiler ama ertesi gün bu zalim adamın kendilerinden intikam almasından da korkuyorlardı.
Ertesi sabah, ev sahibi ve bazı ileri gelenler Rabbi Yitzchak’a geldiler ve cemaat başkanını barıştırmak için ondan izin istediler. Rabbi Yitzchak şöyle dedi:

“Ne diyorsunuz siz? Ben Yahudilere beddua etmem. Cemaat başkanına hiç böyle sözler söylemedim. Herhalde rüya gördünüz!”
Ev sahibi ısrar etti ve Rabbi Yitzchak’ın bir önceki gece söylediklerini tek tek tekrarladı. Rabbi Yitzchak ise yine hatırlamadığını söyledi. Herkes onun ya yaşlılıktan ya da biraz içmiş olmaktan bu olayı unuttuğunu düşündü.
Ama Rabbi Yitzchak ev sahibinin kulağına eğildi ve şöyle fısıldadı:

“Söylediklerim doğru, ama o sözleri cemaat başkanına değil, onun önünde yürüyen bir yıkım meleğine söyledim. Bu melek, bir adamın evli bir kadınla yaptığı ağır bir günahtan doğmuştu.”
Ev sahibi bu sözleri duyunca şaşkına döndü ama bir şey demedi. Yine de, başkanı barıştırmak için izin istedi ve Rabbi Yitzchak da buna razı oldu.
Sırrın Ortaya Çıkışı

Bir grup saygın adam, değerli hediyelerle birlikte cemaat başkanının evine gittiler. Adam onları güleryüzle karşıladı ve şöyle dedi:
“Dostlarım, fazla konuşmanıza gerek yok. Bilge bir adam beddua ettiyse, mutlaka bir sebebi vardır.”

Daha sonra ev sahibi, başkana neden intikam almadığını tekrar tekrar sordu. Başkan sonunda gerçeği itiraf etti:
“Yemeğe gelirken, Şeytan beni baştan çıkardı ve evli bir kadınla büyük bir günah işledim.”
Baba Sali, bu hikâyeyi anlattıktan sonra şöyle dedi:

“Amcam sadece bir yıkım meleği görünce böyle sert çıkışmıştı. Ama ben… ben o adamda 500 tane yıkım meleği gördüm! Ne yapabilirdim?”

Sonra birden durdu, pişmanlıkla yüzünü çevirdi ve damadına şöyle dedi:
“Bu olayı sakla, kalbinde mühürle ve zamanı gelene kadar kimseye anlatma.”
Bu olay, Baba Sali’nin manevî duyarlılığına ve görünmeyeni gören kalbine dair derin bir örnektir.

12.El Al (İsrael) Uçağında İniş Arızası

Uzun yıllar önce, Amerika Birleşik Devletleri’nden İsrail’e gelen bir El Al jumbo jeti, içinde yüzlerce yolcuyla birlikte inişe geçmek üzereydi. Ancak iniş takımları arızalanmıştı; tekerlekler açılmıyordu. Pilotlar tekrar tekrar sistemi çalıştırmaya çalıştılar ama hiçbir yöntem işe yaramadı. Uçakta çok az yakıt kalmıştı ve yüzlerce yolcunun hayatı ciddi tehlike altındaydı.

Durumu duyan bazı kişiler hemen Baba Sali’ye koştular ve ona:

"Bir uçakta 500 yolcu var ve hepsi büyük bir tehlike içinde!" dediler.

Baba Sali derhal odasına çekildi ve kimsenin onu rahatsız etmemesini istedi. Yaklaşık 15 dakika sonra odasından gülümseyerek çıktı ve şöyle dedi:

“Hüküm kaldırıldı. B"H (Baruh Aşem / Tanrı’ya şükür), uçak normal şekilde inecek.”
Oradakiler merakla sordular:
“Rabenu, neden bu kadar zaman sürdü?”
Baba Sali şu cevabı verdi:

"Önce büyükbabam Rabi Yaakov’un hatırı için merhamet diledim ama hissettim ki duam kabul edilmiyor. Sonra babam Rabi Massoud’un hatırına dua ettim ama yine kabul görmedi. Ardından, Araplar tarafından şehit edilen Rabi David’in hatırına dua ettim, yine cevap alamadım.

En sonunda şöyle dedim: 'Ey dünyanın Yaratıcısı, bu 500 kişinin hayatı için kendi canımı vermeye hazırım.'
İşte o anda duamın kabul edildiğini hissettim ve hüküm iptal edildi."
Ve gerçekten de, uçak sağ salim iniş yaptı. Tüm yolcular kurtuldu. Bu büyük mucize, Baba Sali’nin fedakarlığı ve duası sayesinde gerçekleşti.

Bu olay, onun dua gücünü ve başkaları uğruna kendini feda etmeye olan istekliliğini gözler önüne seriyor.

13.Arak Şişesi (Sert İçki Mucizesi)

Bir keresinde, Baba Sali’nin evinde çok sayıda misafir toplanmıştı. O anda Rav, Rabi Suissa’ya dönerek şöyle dedi:

“Sert içki şişesini getir.”

Rabi Suissa uzun süre aradıktan sonra bir şişe buldu. Ancak bu şişe çok eski görünüyordu ve içindeki içkide zamanla oluşmuş bozulma izleri vardı. Rabi Suissa tereddütle şişeyi Rav’a gösterdi.

Ama Baba Sali şöyle dedi:
“Bu şişeyi getir. Üzerini bir örtüyle kapatacağız ve Tanrı’nın yardımıyla herkes bundan içecek.”
Gerçekten de, şişe örtüldü ve Rav, o eski görünümlü içkiden herkese birer bardak döktü. Herkes içti, neşe içinde şarkılar söyledi ve ruhani bir sevinç hâkim oldu.
Kutlama sona erdiğinde, Baba Sali şişenin üzerindeki örtüyü kaldırdı. Herkes gözlerine inanamadı:
Şişedeki içki, başlangıçtaki miktardan hiç eksilmemişti!

Bu olay da Baba Sali’nin duasıyla gerçekleşen mucizelerden biri olarak anlatılır. Manevi saflığın ve inancın olduğu yerde fiziksel kurallar bile geri çekilebilir.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yahudiliğin Evrensel Yönü-Ben Noah Yasaları

TANRI NEDEN MİLLETLERİN ARASINDAN, KENDİSİNE HALK OLARAK İSRAELOĞULLARI'NI SEÇMİŞTİR?